DİKKAT!
| Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar. |
İLGİLİ HABERLER
Bir insan evladı kendisi insan
Yüreği tertemiz elinde ihsan
İlhamı ilkbahar aylardan nisan
Su gibi aziz ol Ömer Yapıcı
Feyzalmış Konya’nın şu ovasından
Beyşehir Gölü’nden ve yaylasından
Belki Halil İbrahim sofrasından
Su gibi azizsin Ömer Yapıcı
Adı hatırlatır hep adaleti
Soyadı mimarlık Sinan eseri
Özü bilmez tembellik ataleti
Su gibi aziz ol Ömer Yapıcı
Fakir köye gelir ekmek aş olur
Susuz köye gelir yağmur yaş olur
Umutsuz kalplere yol yoldaş olur
Su gibi azizsin Ömer Yapıcı
İnsan vardır akan suyu kurutur
İnsan var bozkırda bahçe büyütür
Yoksul evlerinde baca tüttürür
Su gibi aziz ol Ömer Yapıcı
Yıkan da yapan da var memlekette
Pınarlardan akan suyun sesinde
Adın anılacak her iyilikte
Su gibi azizsin Ömer Yapıcı
Evde çeşmemizden aktın su oldun
Tarlada domates bostan bağ oldun
Dalda kiraz elma çiçek bal oldun
Su gibi aziz ol Ömer Yapıcı
Torosların başı duman kar olsun
Hızır İlyas senin yârânın olsun
Ocağın huzurlu neslin var olsun
Su gibi azizsin Ömer Yapıcı
Lemos Esentepe yurdun sayılır
Adın orda her dem yaşar anılır
Suyun azmi ile dağlar yarılır
Su gibi aziz ol Ömer Yapıcı
Prof. Dr. Hacı KURT
DİKKAT!
| Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar. |
İLGİLİ HABERLER
Ekmek
teknesidir bu memleketin
Daim
olsun senin o bereketin
Elması,
kirazı, buğday tarlası
Bağında
tatlanmış üzüm Karaman
Mehmet
Bey bir zaman vermiş fermanı
Türkçenin
öz yurdu ana vatanı
Yazarken
okurken aklımdadır hep
Ninni,
türkü, şiir, sözüm Karaman
Boş
durmayı sevmez insanın senin
İlham
verir sana şu Göksu nehrin
Yellibel,
Sertavul yol olmuş sana
Yediden
yetmişe azim Karaman
Karaman’ın
toprağında doğmuşum
Memleketin
bir evladı olmuşum
Çalışmışım,
okumuşum, yazmışım
Çocukları
oğlum kızım Karaman
Darda
kalsam elim dalım olursun
Yönümü
kaybetsem yolum olursun
Kulağımdaki
ses dilimde türkü
Dünyaya
açılan gözüm Karaman
Torosların
bir köyünde doğmuşum
Deresinde
ırmağında yüzmüşüm
Zaman,
gurbet az çok değiştirse de
Benim
değişmeyen özüm Karaman
Gurbet
elde hayli zaman kalmışım
Gezip
dolaşıp da yine dönmüşüm
İlkbaharım,
güzüm, kışım olmuşsun
Değişmez
kaderim yazım karaman
Dağlarında
ovasında gezmişim
Kara
lastik bulsam nimet bilmişim
Bazen
pabucum var bazen de çıplak
Yolunda
tarlanda izim Karaman
Bu
ülkenin özü ortak noktası
Kökleri
buradan birçok atası
Herkesin
bir payı olsa da sende
Yüzyıllardır
önce bizim Karaman
Dağında
kardelen, çiğdem, lalesi
Melül
mahzun durur şimdi kalesi
Ayrılırken,
kavuşurken hep sana
Toprağına
sürdüm yüzüm Karaman
Prof.
Dr. Hacı Kurt
DİKKAT!
| Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar. |
İLGİLİ HABERLER
Biz dağlarımızdan Nadire Köyü’ne bakardık
Nadire bizim dağlarımıza
Aramızda Göksu akıp giderdi
Uzaklara doğru
Lemos’un ve Nadire’nin çocukları, insanları gibi
Akıp giderdi
Dağların arasından
Uzaklara
Uzaklara
Biz dağlarımızdan Nadire’yi görürdük
Nadire bizim dağlarımızı
El sallardık Nadire’ye doğru
Koca Dağ’ın başından
Derin bir uçurumun üstünden
Gören olur mu bizi, bilmeden
Sonra bağırırdık Nadire’ye doğru
Avazımız çıktığı kadar
Sesimiz kaybolup giderdi
Göksu Nehri’nin uğultusunda
Nadire’nin dağları sedir ormanı
Kim bilir Lemos’ta kaç evde var onlardan
Evde babam tavana bakar
Tek tek anlatır
Duvardan duvara uzanan ağaçları
Hangisini dağların içinden omuzunda getirmiş
Hangisini Nadireliler katırlarla getirmiş
Bir ağaç kaçakçısı köylü
Bir karanlık
Bir sessizlik
Ve bir de ormancı korkusu
Sonra bir ormancı hikâyesi babamdan
Geceyle birlikte uzayıp gider
Bir yandan sedir ağacına üzülürüm
Bir yandan katran karası gecede
Ekmek parası peşinde Nadireli köylüye
İşte bu yüzden
Çok sedir ağacı diktim sonraki yıllarda
Onların da hatırına
Hatırasına
Nadire’nin insanları
Kimi kalmış köyünde, memlekette
Kök salmış toprağına bir sedir ağacı gibi
Kimi akıp gitmiş Göksu gibi
Süleyman Çavuşla başlamışlar göçmeye
Uzak diyarlara
Ege’de Torbalı’ya, Ayrancılar’a
Yeni bir “Nadire” kurmuşlar oralarda
Ve unutmadan köylerini, Torosları
Lemos’tan Nadire’ye selam olsun
Dağlarında ardıç ve katran ağaçları hep var olsun
Değirmeninde su
Teknende hamur
Ocağında ekmek
Eksik olmasın
Duydum ki
Kaç yüz yıllık ahşap Nadire köprüsü yıkılmış
Bu şiir
Esentepe’den Ardıçkaya’ya
Lemos’tan Nadire’ye
Gönül köprüsü olsun
Prof. Dr. Hacı KURT
DİKKAT!
| Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar. |
İLGİLİ HABERLER
Muzvadı köyünü görmeden daha
İnsanlarını tanıdım
çocukluğumda
Dağları görünürdü
uzaklarda
Başı karlı dağları
sıra sıra
Bakar dururduk o
dağlara
Lemos köyünden
uzaklarda
Muzvadı köyünü
görmeden daha
Cevizini duyardık
oralarda
Çıtlık ve ceviz
katmeri yerken çocuklar
Babaları uzaklarda,
Ege’de, Antalya’da
Belki bir pamuk
tarlasında elinde çapa
Onları düşünürdü
uzaklarda
Muzvadı köyünü
görmeden daha
İnsanlarını görürdüm
Lemos’ta
Omuzlarında birkaç
uzun sırık
Geldikleri yol uzun
Gidecekleri yol uzun
Ermenek’te ceviz
ağaçları onları bekler
Uzun mu uzun
Muzvadı köyünü
görmeden daha
Kirazını duyardık
buralarda
Yunt Dağı’nda üç parça
kar kalınca Haziran’da
“Muzvadı’da kirazlar
oldu” derlerdi Lemos’ta
Belki biri satmaya
gelirdi katır eşek sırtında
Tadı hâlâ damağımda
Muzvadı’nın dağlarında
kardelen
Belki bu çiçektir
onlara ilham veren
Ermenek’te ceviz
ağacından düşerek
Antalya’da sıcaktan,
sıtmadan
Zemheride karlı
dağları aşarken
Soğukta, tipide
buyarak ölen
Arkasında bir kadın,
birkaç çocuk
Boynu bükük bırakıp
giden
Belki bu yüzden
Kardelene ,
“boyn(u)eğrilce” derlerdi
Buralarda
Eskiden
Prof. Dr. Hacı KURT
DİKKAT!
| Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar. |
İLGİLİ HABERLER
Doğudan batıya
Kuzeyden güneye
Dağları vardır
Tek tek
Sıra sıra
Her birinde yaşanmış
Onca tarih
Onca hatıra
Ve yine de
Onların arasında
Toroslar gelir ilk hatıra
Toroslar
Bir zincir gibi uzanan sıra dağlar
Yüzlerce dağ
Dizilmiş birbiri ardı sıra
Yan yana, uç uca
Yaslanmışlar birbirinin sırtına
Bölük bölük
Tabur tabur
Tümen tümen
Yenilmez bir ordu gibi
Uzanır
En doğudan en batıya
Demir Kazık tepesi
Torosların görkeminin simgesi
Bir bayrak gibi dikilmiş en yükseğe
Selam verir oradan
Bir yanda Anadolu’nun kalbine
Bir yanda Akdeniz’e
Bey Dağları, Akdağlar, Geyik Dağları
Her biri büyük Torosların parçaları
Bolkar Dağları, Aladağlar uzanır
Birkaç yiğit göğe ulaşmak için
Medetsiz’e tırmanır
Ve sonra
Doğuya doğru
Nurhak Dağları
Saydığım saymadığım başkaları
Büyük Toros zincirinin halkaları
Kuş uçmaz kervan geçmez kayaları
Belki görürsünüz
Bir alageyik, dağ keçisi
Eski zamanların hatıraları
Uçurumlarda süzülen şahin ve atmacaları
Kızılçamlar örter alçağını dağların
Ulu karaçam ağaçları süsler yüksek yamaçların
Sedir ağaçları Torosların ev sahibi gibidir
Bin yıllık gövdeleriyle anıtsal
Toros yaylalarını bekler
Ardıç ağaçları çıkar tek tük daha yükseklere
Uzaktan görünen dağcılar gibidir
Tırmanırken doruklara
Dragon, Lamas, Berdan, Manavgat Suyu
Seyhan, Ceyhan ve Göksu
Hepsi akar gelir dağlardan, Toroslardan
Ulaşır Akdeniz’e ve Kıbrıs’a
Kavuşturur bir ulusu
Bir köy görünür uzaklardan
Kimsesiz, gariban
Ve kimse yok sanırsınız
Bakınca buralardan
Onlar
Yediden yetmişe
Ekmeğini kazanmaktadır
Taştan, topraktan, ağaçtan
Medet umarlar sadece
Karış karış bildikleri dağlardan
Ve Tanrı’dan
Çubuk Beli, Gülek, Sertavul
Ve daha nice geçitler, beller
Torosların kapısı olur
Kaç bin yıldır kim bilir
Yolcular, kervanlar, ordular
Geçmek için Torosları sağ salim
Dua edip yalvarır usul usul
Belki bir yörük çadırı karşılar sizi
Gökyüzüne süzülürken dumanı isi
Bir devenin boynundan gelen çan sesi
Kayanın başında bir kıl keçisi
Papatyalı bir çayırda zıplayan oğlak
Ya da bir kuzu melemesi
Hepsi, hepsi
Geçmiş atalarından kalan
Bir hayatın nişanesi
Bir yanda Dadaloğlu’nun sesi çınlar kulaklarda
Bir yanda Karac(a)oğlan’ın türküsü duyulur uzaklardan
Dağların, kayaların, ulu ağaçların
Vardır anlatılan bir efsanesi
Bir kavala üfleyen çobanın nefesi
Bir kadının okuduğu ağıt
Ya da bir mani sesi
Torosların bin yıllık hikâyesi
Toroslar
En büyük kalesidir memleketin
Geçit vermez düşmana
Her doruk bir burç olur dikilir
O dağlar
Vatana
Gövdesiyle bir ulu siper
Ve o dağlarda her insan
Bir nefer
Her ev, her çadır
Son ocak gibi tüter
Ey Toroslar, Toroslar
Dumanın var, rüzgârın var, karın var
Kekliğin var, geyiğin var, arın var
Geçit vermez bellerin var, yarın var
Senin her gönülde ayrı yerin var
Ey Toroslar, Toroslar
Sende
Bütün memleketin ruhu var
DİKKAT!
| Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar. |































































.gif)